21 Ocak 2015 Çarşamba

korku ve yalnızlık

her baktığımda; korku ve yalnızlık. korku ve yalnızlık. korku ve yalnızlık diyerek inleyen bir ayna var karşımda
oysa ki korku ve yalnızlık insanı hapsettiğinde, insan tanrı'yı da unutur.
- tanrı insanları unutur mu?
-bilmem
-ya da unuttuğu ölüler midir?
- kim yaşıyor ki?

nasıl anlatmalıyım? anlatmalı mıyım? nasıl anlatmalıyım bilmiyorum. ve sen gözlerinle öyle bir süzüyorsun ki şu bomboş manzarayı, gözlerin bir anıt gibi düşüyor, şehrin en işlek caddesine. gözlerin tüm dünyayı etkisi altına alıyor. ve  gözlerin tüm dünyayı etkisi altına aldığından beri, tüm kelebekler, sekiz canlı. dur! bitmedi ve bitmeyecek. çünkü senin kalbin güzel bir şey. çünküsü yok aslında senin kalbin güzel bir şey.  biliyorum; düşsem kaldıracaksın çünkü. ki düşecek bir yerim bile yokken, kalbinden başka. kelimelerle barış halindeyim. parkmaklarım gülüyor, yeni şiirler keşfediyorum. yeni otobüs durakları ediniyorum kendime. yeni bir gökyüzü arıyorum. yeni bir acı ısmarlıyorum evrene. bir fotoğraf karesine, sığmaya çalışıyorum.

arınıyorum ne varsa. arınıyorum bir var bir yok hallerimden. içimdeki mezarlıklara çiçekler ekiyorum. penceremin önünde annesini kaybetmiş kuşlar ve içimde göç eden kuşların peşine takılmak isteyen bir can. ikiye bölünmüş ben ve iki yaka arasında oturmuş güzelliği ile tanrı'ya kafa tutan sen.
-selam güzel bayan. güzelliğinizden bir parça, kahpe düzene verir misiniz? sanırım ihtiyacı var.

sana yazmak için yürüdüğüm bu şiir yollarını, artık kaçmak için kullanıyorum. ne kadar acı değil mi? üstelik seni unutmak için değil kaçtığım bu yollar. kaçtığım; şiirlerdir, yazmaktır. kaçtığım; anlamaktır, anlatmaktır. kaçtığım; aslında bir yol değil. kaçtığım; konuşmaktır, bölünmektir. ben artık bu yolları kaçmak ya da yazmak için değil, sana gelmek için kullanmak istiyorum. aslında ben, omuz çukurlarında dinlenmek, avuç içlerinde büyümek istiyorum.

her insanın içinde atılmayı bekleyen bir çığlık vardır.ve bu insanlar bu çığlığı korkarım çoktan, sura emanet etmiş. ve ben birazdan uyarsa turgut uyar'la rakı içeceğim. ben ona seni anlatacağım, o bana tomris'i. sonra onunla rakı içme acısına ulaşacağım. o belki anlatmaz hiçbir şey. ama olsun. seni herkese anlatacağım. anasona, turgut'a, tomris'e. ve en son kendimi bir tek senden dinleyeceğim. daha sonra koşacağım. nefesim bir kör düğüm gibi birbirine karışacak. koştum. içimdeki acıları yok etmek adına, koştum. vardığım yer bir uçurumun dibiydi. tutundum. parmaklarım güçsüzdü. parmaklarım güçsüzdü çünkü onlarca şiir yazmıştı. tutundum. çünkü biliyorum, birazdan annem beni alacak. birazdan annem kendi acılarını bir üzüm gibi koparıp, beni alacak.

bu dünyanın dönmesi
bana bir gramofonu anımsatıyorsa
o gramofona takılı tek plak
senin sesindir
tüm bu evren senin sesinin etrafında döner
365 gün
52 hafta

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder