11 Mart 2015 Çarşamba

hypnosis

yanlış tanrıların kurbanıyım. ve cahil bir avcının tüfeğine takılan bir kuş gibi, kanat çırpınışlarını izliyorum yüreğimin. anlatılması ve cevaplanması zor olan tüm sorular kadar vasat bir ruh hali içerisindeyim. üstelik şehirler arası yolculuğu ilk kez tadacak bir çocuk kadar heyecanlı, ve o yerden geri dönen bir çocuk kadar hüzünlüyüm. çelişkili duygular içerisindeyim anlayacağın. bir yandan güzel müzikler geliyor kulağıma. ama ruhum, bir tezer özlü gibi yaza yaza bitirmek istiyor bu bedeni ve kimseyle paylaşılamayan yalnızlığı. gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. ama engeller çıkıyor. ve ben çok fazla şiir yazıyorum, çok fazla sigara içiyorum ve sanırım hepsi seni anlatıyor. belkide ben bu yüzden bir adım öteye gidemiyorum. ve gidemediğim gibi, mezarlıkları çiçeksiz gezen bir adam kadar, utanç verici yüzüm.

aklıma gelen milyonlarca intihar yöntemi varken, neden ben bunu seni yazarak, ve hak etmediğin bir özlem duygusu içine girerek yapıyorum? terminaller, istasyonlar, rıhtımlar, tren rayları, uçurumlar. elvedalar, her yerde mi soğuk, çocuk? ve içimde, her zaman ki karamsarlıkla bire bir örtüşen dört nala intihar duyguları mevcut.  neden bulutlardan sarkıp, aşağıya bakma cesaretini hiçbir zaman gösteremiyorum? ve neden hayallerimi bir buluta bağlayıp, bir ip gibi boynumu asıyorum? üstelik annem bana seslenirken. bir uçurumdan da gidilebilir mi istenilen yere?  hayatta kalabilme seanslarına çok kalmama rağmen, bu içimde yankılanan topuklu sesleri de kimin? içeri doğru açılan penceremin bile, takati kalmamışken, ben nasıl nefes alacağım kibrit kutusunu andıran bu odada? "hangi ağaç, sonbaharda yapraklarını ayırıyor diye, vazgeçmiş ki eylül'den?" der gibi bir ses yankılanıyor, yetenekli bir ressamın, siyaha boyadığı bir gecede. ama tanrı, cevaplanması zor olan bir soru ise, neden bana hep cevaplanması zor olan sorular soruyor?
en kötüsü ne biliyor musun çocuk?
hala bu soruları kendime soruyor olmam, ve cevaplarını bildiğim halde kendi yüzüme bunları çarpamamam.

güneş sisteminin herhangi bir yüzünde ya da cennet ve cehennem sınırında
hiç değişmiyor seni özleme sebeplerim
çünkü ben;
sensizlikten ödün vermeyen bir tanrı'ya inanıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder