20 Aralık 2014 Cumartesi

karanfil

sen gitmiştin
biri gökyüzünü kapatmıştı
biri olgunlaşan elmamı kopardı
belki bir diğer kişi
göğsümde büyüyen bir ağacı böldü iki yana
sen gitmiştin
ben yağan yağmurlardan sonra çıkan
gök kuşaklarına bile anlam ararken
biri gök kuşağının üç rengini çalmıştı
ve ben bir şiirin sonuna yazarken
kendi sonumu yazar olmuştum
tanrım
kadınlar gittikçe çoğalıyor
ve bitmiyorlar
ama bilmiyor hiç kimse çoğaldığını
çünkü kadınlar
bir saç teli gibi çoğalırken
acılar
makas oluyor'du

gidenin ayak izlerini yok etmek için

göz yaşı ile silmemiz gerekmez

lambaları patlayan bir oda
ve altımda
kıçı kırık bir sandalye
bulutlara asılı
idam ipi
radyoda
blues çalıyor
ve ben
geceye düğümleniyorum
göğsümde iki adet karanfil çıkıyor
ağzımda yağmur kokusu
kitaplığımdan beni çağıran onlarca şiir varken
ruhum
sana doğru yol alıyor
bir yandan sana
masmavi bir
gökyüzü bırakıyorum
kuşlarla bir oluyorum
unutma
ellerini kuşlara benzetmem
ayaklarının
kuş kanadı olmasını gerektirmez
gitme
çünkü sen
bilmezsin ki
bu hüznü


ve şimdi sen
eski ve cızırtılı bir radyoda
çalan şarkı gibisin
anlaşılamıyorsun ama
çok can yakıyorsun


1 yorum:

  1. gidenin ayak izlerini yok etmek için
    göz yaşı ile silmemiz gerekmez

    YanıtlaSil