louis armstrong -la vie en rose
çalıyordu
o'nu ilk tanıdığım karanlık bir oda kadar
karanlık iç dünyam da
aklıma hazır olmadığım
şiirler, cümleler
ve tek bir kadın geliyordu
sonra tuttum o'nu
karşıma otutturdum
ve gözlerinin içine baktığımda
dünyanın
o'na ne kadar uzak olduğunu gördüm
çalan şarkının
ve
çalan onlarca şarkının ardından
uğurladığı
göz yaşlarını gördüm
ah
ne kadar aciz bu insanlar
senin ayak basmadığın bir toprak parçasına
"burası, dünyanın en güzel köşesi"
diyebiliyorlar
o
kendi beni'nin
yalnızlığına aşıktı
üstelik
kalabalık bir şehrin
tam ortasında
ne olursa olsun
bir şiir ısmarla bana
bir manzara inşa et
uzun bir gecenin sabahında
küllükte biriken izmaritlere inat
yalnızlığımı gizle
biliyorum
çalan parça kadar güzel değilim
dudağımın kenarında
biriken mayın tarlaları
(tanrı sevişmemize de karşı)
saçlarımda geceden kalma kırıklar
gözlerimden bir türlü uğurlayamadığım
tuzlu yaşlar
ve beni sen yine de
göz kapaklarında sakla
sakla ki
her ağladığında
diz kapaklarına düşeyim
ve kendimi
tekrar tekrar
sana hapsedeyim
lois armstrong -la vie en rose
çalıyor
şarabını yudumla
sarhoş ol
hiç konuşma
verdiğin pozu bozma
resmini çiziyorum
şarap kadehine
ilk sana göstereceğim
bende ki
yansımanı
şarabını yudumla
ve zaman dursun
ikimiz arasında ki
mesafe arasında
-
sanki suçmuş gibi sarhoş olmak
tek kadeh şarap içilecek
omuz çukuru dahi
bırakmamışlar bana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder