19 Ekim 2015 Pazartesi

trajedi

tanrı'dan gizli sakladığım mutluluklarımı, bir köy yangınının ortasında unuttum. ve yine de her bir kuş için, kollarımda dallar açtım. kendimi geceye bahşettim ve sur'a esintisi sesler, karaya vurmuş bir balık gibi şakaklarımda geziniyor. kalbim yeni sönmüş bir yanardağ gibi. bir damla daha aşk atıp, kalbime giden bütün yolları tıkamak, yakmak istiyorum. yazmaya ve yakmaya cesaret edemediğim tüm şiirleri bir geceliğine koynuma alıp, isa'nın avuçları kadar olmasa da, cezalandırmak istiyorum tenimde hissettiğim her bir noktayı. hayata karşı kurşun kalemimden kurşunlar sıkmak istiyorum. kurşunlar sanki bir bumerang gibi tekrar bana geri dönüyor. benim kendi yazdıklarım, ilk önce beni vururken, bir bakıyorum elimde sadece, şarjörü hiç bitmeyen kalemim kalmış. zaten insan yalnız kalmaya mahkum edilirken elinde sadece kalemi kalıyor. ve ben yazarken kalemimi anasona bandırıyorum, fondipliyorum.

galasını kaçırdığım bir hayatım var. ve güzel günlere gidecek olan yollarım yeni bilenmiş bir satır gibi, kan revan içinde bırakıyor ayaklarımı. her yola çıkmamın sonu, sizin devasa gözlerle gördüğünüz, benimse kör öldüğüm yine bu dünyaya çıkıyor. bir ben duruyor bu kapının ardında ve tanrı bulutlarda yürüyor. toplamış etrafına tüm yetimleri, yeni sübyanlar yüklüyor leyleklere. benim tanrı'dan daha önemli işlerim vardı; vücudumun kuş bakışı haritası olan, tren raylarını andıran damarlarımda, ince topuklu ve en az bir kere blues dinlemiş bir kadını gezdirmek. ve rakibini alt eden bir gladyatör edasıyla tüm silahlarımı ona verip, eli bezinde bir kadın gibi beni yeryüzünden silmesini istiyordum. çünkü; kimse bıraktığım veya karşıladığım gibi kalmıyordu. insanlar değişmek için ellerinden gelen bütün çabayı sarf ederken, ben olduğum yerde bekliyordum. ve ben beklerken, hayat benden çok şey götürüyordu. beni bile.
tanrı, beni bana kırdırıyordu. henüz bir kadının belindeki gamzeden öpemeden, canımı alacak bir başka kadının sevişmeleriyle.
suçu başkasına yıkıp aslında kendimi öldürmediğimi ispatlamam lazımdı. dinlemeyi unuttuğum o yaşlılara dönmüştüm. yaşlandığımı unutup. ve artık bana en güzel melodi olarak geri dönen kalp atış yankılarım, kapağını hiç açmayacağım bir kitabın arasında sıkışıp kalıyordu. çünkü; vakti gelmiş bir trene binmemek beni hiçbir hayata ulaştırmayacaktı.

sanmaya başladıkça, eriyorum ve nasıl anlatacağımı bilmediğim, nasıl anlatmalıyım diye kendime seçenekler sunduğum tüm sorunlar, içimdeki çocukları bir bir salıncaktan düşürüyor. 
çünkü; yapabileceğim her şeyi yaptığımı düşünüp arkama yaslandığımda, yaslandığım yer; yapamayıp arkama sakladıklarımdır. ve orası öyle rahat değildir.
siz bunu da bilmezsiniz; bazen kuş tüyünden yapılmış bir yastık gibi geliyor bana, intiharın verdiği o, makyaj nedir bilmeyen huzuru 
hayal gücümün şekillendirici ruhu benden çok uzaklarda. sanki çocukluğumda ödüller kazanarak avladığım o kadim aşk tanrıçası çok daha muazzam ve doyumsuz bir hale gelmiş.
mutsuzluğumu paylaşacak kadar mutlu değilim
beynimin içinde farklı renkte kalemler var diye her satıra gök kuşağı çizemem. benim ağzımdan kan damlar karanfile. reform ve rönesans'ı bırak, tadilat dahi yapamadım kendime. hep tasfiye halindeyim. hep eski bir rum meyhanesiyim. içimde yarın yok. ben bir trajediyim.
ve ilk şiirini yazan şair kadar 
çıplak 
ve o yazı kadar 
bakireyim

bazen yalnız olduğunu unutuyor insan. unuttuğu en güzel şey oluyor sonra bu.  ama, çoğu zaman hiç olmayacak şeyler gerçekten de hiç olmuyor. ve insan ne yazık ki buna alışmak yerine, umut etmeyi yeğliyor. umutlu görünüp hayal kırıklığına uğramak aptalca.

31 yorum:

  1. çok içten olmuş çok sıcak özellikle "tanrı bulutlarda yürüyor.toplamış etrafına tüm yetimleri,yeni sübyanlar yüklüyor leyleklere" böyle çocukluğu hatırlattı bana masumluğu..enfes olmuş ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Bayıldım :) çok derin, içsel. Anlatamadığım seylerle gizli. Ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  3. Her cümlesine bir cilt kitap yazılır;) anasona batırdığınız kaleminize sağlık:)

    YanıtlaSil
  4. bir yazı bu kadar içten, bir bu kadar zamanlı karşıma çıkabilir. ve iletşime yazdığım her harf bir bu kadar illegal kalır.

    YanıtlaSil
  5. İnsanın derinlerine dokunuyor her kelimesi.. Çok güzel yazmışsın emeğine sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  6. Bir tablo çıkar buradan. İçimdeki ilhamı kamçıladı resmen. Belki de aylar sonra tekrar çizme isteği uyandırdı ben de. Tebrik ederim

    YanıtlaSil
  7. "zaten insan yalnız kalmaya mahkum edilirken elinde sadece kalemi kalıyor. ve ben yazarken kalemimi anasona bandırıyorum,fondipliyorum."
    Bazen hayat öyle bir anda yüzünüze dokunuyor ki, belki bir yazıda, bir fotoğraf aracılığıyla, bir paylaşımla... hayatın açtığı bu muazzam kapıları seviyorum ve yukarıda alıntıladığım pasaja ve dahî yazınıntamamına yayılmış öznel duygunun yansıtılma şekline, hissettirilişinrhayran kalışımı tarif edemiyorum.

    YanıtlaSil
  8. Sözcüklerin içten geldiği gibi sıralanışı ���� Derin anlamlar içermesi ���� En önemlisi de herkesin kendinden bir parça bulması. Emeğinize ve anasona bandırılmış kaleminize sağlık ✍��

    YanıtlaSil
  9. ''Bir ben durur bu kapının ardında''

    YanıtlaSil
  10. Günlerce susuz kalmış da kana kana su içermis gibi hissettiriyor cümleler.

    YanıtlaSil
  11. okudukça buz gibi gerçeklerin sıcacık bir samimiyetle ahengine şahit oldum. bakış açınız farklı ve hoş geldi. baktığınız pencere çok güzel, hep açık kalsın... 🌹

    YanıtlaSil
  12. İnsana, ben de senin gibiyim dercesine hissettirdiğiniz bir yazı olmuş 🌸

    YanıtlaSil
  13. Altı çizilecek o kadar cümle var ki ... Nefes kesen bir yazı.

    YanıtlaSil
  14. Öyle bir günün ardından okudum ki bu yazıyı her satırı nebze nebze şifa oldu yüreğime. Muazzam ve her kelimesini yaşarak okudum.

    YanıtlaSil
  15. Etkileyici ruhunun gözyaşları olsa gerek bu yazdıkların ☘

    YanıtlaSil
  16. hayranlıkla okudum 🙏 başarılarının devamını diliyorum

    YanıtlaSil
  17. Sanki benliğimden oluşan benden var olanları okudum. O kadar içsel ve güzel ki tekrar tekrar başa dönebilirim. Hayranlıkla okudum sadece hayranlık değil ayrıca yaşayarak okudum. Başarılarının devamını dilerim... çok beğendim 😇🙏

    YanıtlaSil
  18. o kadar saf temiz bir kalem ki, yakıştırmalardan,klasik cümlelerden sıyrılmış hem soyut,hem somut bir sürü satır. Bizi,hepimizi kısacası geniş bir skalaya yayılan, benliğiyle kavuşturan bir yazı. İfade edişinde,her okuyuşumda,kendimi biraz daha tanımak, biraz da seni tanımak ne büyük şanş. Enfes olmuş.

    YanıtlaSil
  19. Harika olmuş. Eline yüreğine ruhuna sağlık ����

    YanıtlaSil
  20. Harika bir yazı estetik kelimeler her şeyiyle mükemmel bir yapıt

    YanıtlaSil
  21. “.. beynimin içinde farklı renkte kalemler var diye her satıra gök kuşağı çizemem.”
    En sevdiğim kısım bu oldu,bütünüyle içimizdeki tüm yaraları deşen ve en sonunda umut etmenin de faydasız olduğunu tekrar yineleyen sağlam bir yazı olmuş..
    Kara kalemine ve emeğine sağlık 🍀

    YanıtlaSil
  22. İçini çok güzel dökmüşsün. Fakat okudukça takıl peşime sana devasa gözlüklerden bakmayı öğreteyim düşüncesi içimde büyüdü büyüdü kaldı.kaldı çünkü sanki durmayı ve bitirmeyi istermiş gibiydin. Durmak rahatsız edeci ama yürümek de bir o kadar yorucu. Ama yürüdükçe umut kaplar içini. Yürüdükçe ve görmeyi öğrendikçe, Bir güneş batsa da manzaraya dalsak, bir yıldız kaysa da şaşakalıp devamı gelecek mi diye saatlerce izlesek diye umutla beklemeyi öğreniyor insan. Yürümek umut demektir. Ve her bir ilişki derin bir öğretidir esasında. Belki de tek bir pencereden bakmak kararttı içini. Diğer pencerelerin manzarası daha iyidir belki biraz da şuraya bakayım dediğin olmadı mı hiç. Olsundu.

    YanıtlaSil
  23. mutsuzluğumu paylaşacak kadar mutlu değilim..

    YanıtlaSil
  24. Kendimden parçalar buldum ve aşırı beğendim. Başka yazıların varsa okumak isterim. :)

    YanıtlaSil
  25. Çocukken herkes doktor, polis, öğretmen olmak isterdi. Ben de avukat olmak önce, annemi babamdan ayırmak. Sonra psikolog olurum annemi iyileştiririm derdim. En büyük hayalim de kitap yazmaktı. 9 yaşında bi çocuk neden yazar olmak istesin ki? Hayali güçlü kılan, cesarettir bence. Ben büyük hayaller kurdum ve kırıkları ayaklarıma battı yıllarca. Güçlü olmam bedenimi 150 kiloluk kaslı bi insandan farklı yapamadı. Daha da acıttı üstüne bastığım hayal kırıklıkları ayaklarımı. Oysa küçücük bedenimle ben de tanrı gibi bulutların üstünde olmak isterdim. Neden olmasındı.. Ama sen başarmışsın. Mükemmelleşme ama. Çünkü mükemmelleşen ve olgunlaşan her şey ölmek ister, yere düşen kıpkırmızı bir elma gibi. Gerçekten bunları neden böyle uzunca yazdım bilmiyorum, beğendim. Galiba o yüzden. Haddime değil bunu demek, çünkü bana göre düşünülerek kağıda dökülen her yazı, insanın acısıdır ve kıymetlidir. Yorumumun bir önemi yok. Sadece yazmayı bırakma.

    YanıtlaSil
  26. Harika bir yazı olmuş. Çok hoş benzetmeler mevcut. Tebrik ederim. Yazmaya devam et ve kendini daha da geliştir👌

    YanıtlaSil
  27. Her tumceyi okudum ve bir insan kendinden yada hayata dair cümlelerde kendimi buldum ve gökkuşağınin farklı renklerini dile getirmen kaleminin gücü yüreğinin güzel esintisi bâkîî olsun

    YanıtlaSil