17 Temmuz 2015 Cuma

pagan

şu an adını bile bilmediğim bir yerdeyim. ne için yazdığım hakkında bir bilgim yok ama aklımın odalarında birbiri ardına sıraya girmiş, kurşunlara dizilmiş acılar var. ve hangi hayatı seçsem, içimde bir şekilde, bir yerlerde daha önce yaşamışım gibi geliyor. hangi kitabı karıştırsam yok oluyor beynimdeki ilhamlar. ve sesin sonbahar yaprakları gibi çıkıyor. yoksa dilinden ayrılık mı dökülecek? silahı kafama dayamışsın sanki ve tetiği çekmeyi unutmuşsun sevgilim ve inanmak geçen cümlelerin kafasına silah dayayan insanlar, nasıl gerçek bir cümle yaratabilir? biliyorum; öpersen geçmez bu gecenin sıktığı kahpe kurşun yaraları ama yine de öp kabuklarını. yine çok şey düşündüm biliyorum. sadece birkaç güzel cümlenin boğazımı sıkmasını anlayamıyorum. bilirsin; nefes alamazken ben nabız düşer, kalem değil. ve kalemi hiçbir şekilde düşürmedim ellerimden. sonra, gecenin karanlığında içimdeki savaş ülkelerine uçacak olan kuşları uyuttum. rüzgar bile dallara bırakmıştı uğultularını. ben anlam aradım, kazandığım her taze yaralarıma. arkamı dönüp baktığımda kimseyi bulamadım. bir kadının saç diplerine gömülürken, arka fonda yann tiersen çalıyor ve ben kendimden kaçıyorum. kaçtıkça sana varıyorum. vardıkça, bitiyorum. birazdan uçacakmış gibi bakıyorum göklere. çünkü insanın aklı uzaklara gidince; kalbi de yanında kalmıyor. ve kalpsiz bir insan, fazla mesafe katedemiyor.
şu an adını bile bilmediğim bir yerdeyim. herkesin ikinci adresiyim. kendimin bile.

kork; tanrı, kum saatini tersine çevirdi

omuz çukurlarımda, afrika'nın yalnızlığı var. bir tadı da var; tanrısız mezarların, toprak kokusunu andıran. ve gözlerimde yetimhane yataklarının altında ağlayan bir kız çocuğunu barındırıyorum. her gün yeni bir gözyaşı buluyorum tenimde. kadınlardan söz ederken abdest tazeliyorum. gökyüzünü hiçbir zaman açamıyor. göğsümdeki çiçekli şiirleri hiçbir zaman başarmanın gurur verici tebessümüyle, avuçlarında yürütemiyorum. karanlık bir sokakta içilen şarabın tadına asla varamıyorum. hiçbir zaman yıldız kaymıyor benim şiir coğrafyamda ve vurmuyor güneş bana. asla inmiyor duygularım idam sehpasından ve kimse uyandıramıyor beni bu ölüm ravzasından. tanrıların aklı çıkıyor beni böyle görünce.
çünkü bir gün; hislerime yapışıp kalan kokunu bir spatula ile kazıyıp tadına baktım. kalbimde bir eğrilik oluştu. coğrafyadan değil, kahırdan dedim.

ve inan ki sevgilim; şayet bu şehirde yoksa sana ait birkaç saç teli, göğüs kafesimin ne farkı kalır, içinde binlerce tapınak bulunan, terk edilmiş pagan'dan

*
evet, ben o kafka'nın yarattığı hamam böceğinin tekiyim
sadece yazmak için çıkıyorum bu delikten
hadi bana bir iyilik yapın ve penceremi açın
gökyüzünü tattırın bana
hadi! penceremi açın
içimdeki arsız kuşların uçmak gibi bir derdi var, inanın bana
hadi! gökyüzüne doğru ördüğünüz duvarları yıkın benim için
kadınlar, bulutlar üstünde bisiklette sürebilsinler ve kaçsınlar benim gibi
acıtan şarkılardan kaçar gibi. rıhtımdan kaçan vapurlar gibi.

tanrı, bizleri yaratırken kesinlikle blues dinlemiş olmalı. bunca insana, bunca hüzün başka nasıl sığabilirdi ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder