12 Kasım 2014 Çarşamba

bahs/şet

bana bir şeylerden bahset
bahsi olmayan kadınlardan bahset
bana acıtmayan bir tanrı bahşet
bana bir hayat bahşet
çünkü bu hayat denilen illetin çemberine
bir türlü giremiyorum
gökyüzüne bakamıyorum
seni düşünemiyorum
artık ben buradayım
burada yaşıyorum
bu odada, şu ölmeyi bekleyen parmaklarla
şu boylu boyunca sana uzanan yollarla
bu yollar aslında, gel diye artık
ama gelemezsin biliyorum
çünkü,
seni mutlu edecek ne bir sözcüğüm var
ne de şu yolları temizleyecek
yağmurum

bugün ellerimden kimse tutmadı
karşıdan karşıya geçerken
veyahut tom waits dinlerken
kimse elimden tutmadı benim
bir acıklı şarkının tam üzerinden geçerken
kimse elimi tutmadı benim
hep bir şiir sapladı tenime
oysaki bilirdim
ellerin,
cemal süreya dizeleri kadar, sıcak
oysaki bilirdi o iyi huylu tanrılar
senin
bana ait olduğun geceler var
yalnızlığa inan diyen bir yalnızlık abidesi
ve her defasında
yalnızlığa inanmadığımı düşünen bir mezarlık
oysaki yalnızlık
benim bir tanrım gibi
onu göremiyor ve hissediyorsam
yalnızlık benim tanrımdır
ne kadar inanıp, inanmasam da
sonunda elbet beni yakacaktır

acılarına şarap olduğumuz kadınlar
vakti gelince
bizi bir üzüm niyetine çiğneyecek



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder